
ABD’deki Ermeni diasporası her yıl 24 Nisan’da temelsiz iddialarına bir perçin daha atmakta ve iddialarına inandırdığı insan kitlesini genişletmektedir. Günümüze kadar 30 Hıristiyan ülkenin meclisinde ve Vatikan’da bu iddialar kabul edilmiştir. ABD’deki Ermeni diaspora temsilcileri, diplomatik ilişkilerimizin bulunmadığı 1917-1927 arasında Türk Milleti’ni Amerikan kamuoyunda kötüleyerek bu faaliyete başlamıştır. 1940’lara kadar Türkleri ve genç Türkiye Cumhuriyeti aleyhinde yayınlar yapılmış, güya Anadolu’daki Hıristiyan azınlıkların katledildiği iftiraları gazete küpürlerinde yer almıştır. Ermeni diasporası bu suretle Amerikan toplumu içerisinde sosyal statü kazanmış ve bu durumunu ekonomik güce evirmiştir. Lobicilik, propaganda ve algı faaliyetleri ile siyasi kadrolar etki altına alınmış ve öldürüldüğü iddia edilen Osmanlı Ermenileri’nin sayısı yıllar geçtikçe artırılmıştır.
Ermeni diasporası ve destekçileri, II. Dünya Savaşı’ndan sonra artan bir ivmeyle iddialarını ABD, Fransa, Kanada ve Rusya dışına taşıma gayreti içine girmiştir. Bu maksatla, kiliseler ve din adamları dahi kullanılmıştır. Öyle ki, 1945’te Yahudi katliamı üzerine savaş suçlularının yargılandığı Nürnberg mahkemelerinde bile kullanılmayan bir terimi (jenosit), hukuken mümkün bile olmasa da geriye yürüterek (24 Nisan 1915’e götürerek) Yüce Türk Milleti’ni karalamaya başlamışlardır. Diasporanın yaptığı propaganda ve algı çalışmaları meyvesini vermiş ve 1965 yılında sözde 50’nci yıl adına Uruguay (ilk ülke) bu temelsiz iddiayı kabul etmiştir. Halkının ve vekillerinin çoğunluğunun o yıllarda Türkiye’yi haritada gösteremeyeceğine inandığım, komşuluğu bırakın yakın bile sayılmayacak bu ülke nasıl olur da asılsız iddialara kanmıştır? İşte burada Ermeni diasporasının hummalı faaliyetleri devreye girmektedir.
Ardından, ASALA terörüyle temelsiz iddialar dünyaya duyurulmuş, sanki “terör hak, iddialar doğru” gibi bir algı oluşturulmuştur. ABD’deki Ermeni diasporası faaliyetlerine ara vermeden devam etmiş, Ronald Reagan döneminde (1981) ABD’de “Ermeni Anma Günü” ihdas edilmiş, Bill Clinton’dan itibaren ABD Başkanlarının yazılı “24 Nisan 1915 Ermeni Anma Günü Bildirisi” sunması bir gelenek haline getirilmiştir. Bildirileri incelediğimizde temelsiz iddiaların zaman içerisinde büyütüldüğü ve abartıldığı görülmektedir. Bu bile tek başına iddiaların doğru olmadığının bir kanıtıdır. Şimdi bu beyanlardaki abartıları birlikte değerlendirelim.
1. Bill Clinton tarafından 24 Nisan 2000’de yapılan beyanın ilgili kısmı aşağıdadır:
“Today we remember a great tragedy of the twentieth century: the deportations and massacres of roughly one and a half million Armenians in the final years of the Ottoman Empire. I join Armenians around the world, including the Armenian-American community, in mourning the loss of those innocent lives…”
“Bugün yirminci yüzyılın büyük bir trajedisini hatırlıyoruz: Osmanlı İmparatorluğu'nun son yıllarında kabaca bir buçuk milyon Ermeni'nin tehcir ve katliamı. Bu masum hayatların kaybının yasını tutan Ermeni-Amerikan toplumu da dahil olmak üzere dünyanın dört bir yanındaki Ermenilere katılıyorum…”
Değerlendirme: Clinton’a kadar ABD Başkanlarının müttefik Türkiye’ye yönelik böyle yazılı bir ithamda bulunmadığı, 2000 yılından itibaren Ermeni diasporasının ve lobisinin bu güce ulaştığı görülmektedir. Öte yandan, beyanda “kabaca 1.5 milyon” ibaresindeki rakamın “kabaca” şeklinde nitelendirilmesi nedeniyle, Başkan/Başkanlık Ofisi’nin bile rakama şüpheli yaklaştığı söylenebilir. İlginçtir ki, iddiada yer alan rakam 2000 yılına doğru 1.5 milyona yaklaştırılmıştır???
2. Barack Obama tarafından 24 Nisan 2016’da yapılan beyanın ilgili kısmı aşağıdadır: (Yardımcısı ise “genocide” ibaresini kullanan ilk Başkan olacak Joe Biden’dır???)
“Today we solemnly reflect on the first mass atrocity of the 20th century—the Armenian Meds Yeghern—when one and a half million Armenian people were deported, massacred, and marched to their deaths in the final days of the Ottoman empire…We continue to welcome the expression of views by those who have sought to shed new light into the darkness of the past, from Turkish and Armenian historians to Pope Francis.”
“Bugün, 20. yüzyılın ilk kitlesel vahşeti olan Ermeni Meds Yeghern'i, yani Osmanlı İmparatorluğu'nun son günlerinde bir buçuk milyon Ermeni'nin sürgüne gönderildiği, katledildiği ve ölüme yürütüldüğü olayı ciddiyetle anıyoruz... Türk ve Ermeni tarihçilerden Papa Francis'e kadar, geçmişin karanlığına yeni bir ışık tutmaya çalışan kişilerin görüşlerini ifade etmelerini memnuniyetle karşılamaya devam ediyoruz.”
Değerlendirme: “Meds Yeghern (Büyük Felaket)” ifadesi geçirilmiştir. Böylece Ermeni diasporası asılsız iddiaları bir adım daha ileri taşımıştır. Clinton’ın beyanından itibaren geçen 16 yıl içerisinde Ermeni diasporası ve lobisinin durmadan çalıştığı ve ABD Başkanlarının beyanlarına müdahil olacak seviyeye geldiği söylenebilir. Diğer taraftan, konunun tarihçilere bırakılması ifadesi ile beyanın siyasi olmadığının gösterilmesine ve Türkiye’nin “Meds Yeghern” ifadesine sert karşılık verme ihtimalinin azaltılmasına çalışıldığı düşünülebilir.
3. Donald Trump tarafından 24 Nisan 2020’de yapılan beyanın ilgili kısmı aşağıdadır:
“Today we join the global community in memorializing the lives lost during the Meds Yeghern, one of the worst mass atrocities of the 20th century. Beginning in 1915, 1½ million Armenians were deported, massacred, or marched to their deaths in the final years of the Ottoman Empire… We welcome efforts by the Armenians and Turks to acknowledge and reckon with their painful history.”
“Bugün, 20. yüzyılın en kötü kitlesel vahşetlerinden biri olan Meds Yeghern sırasında kaybedilen hayatları anmak için küresel topluluğa katılıyoruz. 1915'ten başlayarak, Osmanlı İmparatorluğu'nun son yıllarında 1½ milyon Ermeni sürgün edildi, katledildi veya ölüme yürütüldü... Ermenilerin ve Türklerin acı dolu tarihlerini kabul etme ve onlarla hesaplaşma çabalarını memnuniyetle karşılıyoruz.”
Değerlendirme: Obama’nınkinden çok farklı olmasa da “acı dolu tarihin kabul edilmesi ve hesaplaşılması” çağrısı ve “1.5 milyon” rakamı Ermeni iddialarını destekleyici, Türk tezinin karşıtı olarak anlaşılmaktadır.
4. Son olarak, Joe Biden’in 24 Nisan 2024’te verdiği aşağıdaki beyanıdır.
“Today, we pause to remember the lives lost during the Meds Yeghern—the Armenian genocide—and renew our pledge to never forget. The campaign of cruelty began on April 24, 1915, when Ottoman authorities arrested Armenian intellectuals and community leaders in Constantinople. In the days, months, and years that followed, one and a half million Armenians were deported, massacred, or marched to their deaths—leaving families forever broken, and generations forever changed.”
“Bugün, Meds Yeghern (Büyük Felaket) –Ermeni Soykırımı- sırasında hayatlarını kaybedenler için saygı duruşunda bulunuyoruz ve asla unutmama taahhüdümüzü yineliyoruz. Zulüm kampanyası 24 Nisan 1915’te Osmanlı yetkililerinin İstanbul’daki Ermeni aydınları ve cemaat liderlerini tutuklamasıyla başladı. Bunu takip eden günler, aylar ve yıllarda bir buçuk milyon Ermeni tehcir edildi, katledildi veya ölüme yürütüldü.”
Değerlendirme: Biden asılsız iddiayı Ermeni diasporasının ve lobisinin hoşuna gidecek şekilde son aşamaya getirmiş ve “jenosit (soykırım)” terimini kullanmıştır. Ermenilerin oyları alınır ve gururları okşanırken Türk Milleti yaftalanmıştır. Türk Milleti’nin üzerine büyük bir iftira atılmıştır.
Genel Değerlendirme
ABD Başkanları 24 Nisan günlerinde “Türkler 1915 ve sonrasında 1.5 milyon Ermeni’yi; sınır ötesine sürmüş, katletmiş ve ölüme yürütmüştür” ifadesiyle Ermeni iddialarını desteklemiştir. Yazılı beyanlar gittikçe artan oranda Türk Milleti’ni suçlayıcı ifadelere dönüşmüştür. Dünyanın süper gücü tarafından tüm dünyaya yapılan bu kötü reklam, asılsız ve gerçek dışı da olsa iddiaların kabulü yönünde algı oluşturmuştur. Büyükelçi Şükrü Elekdağ’ın tespit ettiği gibi “hem dış politikamız üzerinde ipotek oluşturmuş hem de milletimiz üzerinde imaj sorunu yaratmıştır.” Asılsız iddialarla Türkiye üzerinde siyasi baskı oluşturmak ve taviz koparmak birincil amaç haline gelirken, iddiaları kabul eden ülkeler bir kulüp halini almıştır.
Sonuç
Beyanlar ve ülkelerin kararları siyasidir. İddialar hukuki ve tarihi açıdan asılsızdır, temelsizdir. Müddei iddiasını ispatla mükellef olmasına rağmen, hukuken ispat edememekte, tarihi olarak kanıtlayamamaktadır. Bu nedenle siyasi kanallar kullanılarak iftira atılmaktadır. Doğruluğu tartışmalı anlatılara dayandırılan bu iddiaların tam aksine asıl katliam Türk Milletine ve Müslüman ahaliye yapılmıştır. Açılan Müslüman toplu mezarları bunun sadece bir ispatıdır.
Prof.Dr. McCarthy’ye göre Anadolu’da 1.189.132 insanımız Ermeniler tarafından katledilmiş, bunların 518.105’inin belgeleri Osmanlı Arşivlerinde kayıt altına alınmıştır. Türkiye coğrafyasındaki katliamın yanı sıra, Ruslar ve Ermeniler Trans Kafkasya’da (Bakü, Gence, Tiflis, Kutaisi, Kars ve Erivan [Revan]) 413.000 Türk ve Müslümanı daha katletmiştir. Bu yaşananlar dünyaya duyurulmasına rağmen, katledilenler Türk ve Müslüman olunca hukuki ve tarihi gerçekler göz ardı edilmektedir.
Bu konuda, ABD Başkanı Reagan’ın Hukuk Danışmanı Bruce Fein’in ifadeleri çok önemlidir: Fein’in “Beyaz Saray 1981’de araştırma yaptı. Ermeni terör çeteleri Birinci Dünya Savaşı sırasında Fransa ve Rusya ile birlikte Osmanlıları öldürdü. Ermenilerin, 2 milyonun üzerinde Müslüman Osmanlı’yı katlettiği ortaya çıktı. Ermeniler, kendi arşivlerini açmıyor, çünkü bu gerçeğin ortaya çıkmasını istemiyor. Burada asıl önemli konu, Ermenilerin ihanetidir. Osmanlı da kendisini savundu. Özellikle ABD’de yaşayan Ermeniler, soykırım yalanı ile büyük menfaat sağlıyor. ABD yönetimi de büyük paralar döndüğü için Ermenileri karşısına almak istemiyor. Ermeniler ısrarla kendi arşivlerini açmıyor. Çünkü yıllardır soykırım yalanı ile dönen kazancı kaybetmek istemiyorlar. Arşivler açıldığı anda gerçek ortaya çıkacak.” ifadesi I. Dünya Savaşı yıllarında Türk ve Müslüman halkın Ermeniler tarafından katledildiğini, iddiaların asılsız hatta yalan olduğunu teyit etmektedir.
Sonuç olarak, her bir ferdimizin söz konusu iddiaların asılsız olduğunu bilmesi, bunu ifade etmesi ve sonuna kadar savunması Yüce Türk Milleti’ne atılan iftiranın önünü kesecektir.
KAYNAKLAR
Başbakanlık Osmanlı Arşivleri Hr.SYS: 2487/10, 8N.1337 (7 Haziran 1919)
Bruce Fein, “Lies, Damn Lies And Armenian Deaths”, Huffpost World, June 5, 2009.
Justin Mc.Carthy, Ölüm ve Sürgün, İstanbul, 1995, s.265,
William (Bill) Clinton, Public Papers of the Presidents of the United States, (2000-2001, Book III), 19 October 2000, s. 2225-2226. https://www.govinfo.gov/content/pkg/PPP-2000-book3/html/PPP-2000-book3-doc-pg2225-2.htm
Barack Obama, The White House Office of the Press Secretary, Statement by the President on Armenian Remembrance Day, 22 April 2016, https://obamawhitehouse.archives.gov/the-press-office/2016/04/22/statement-president-armenian-remembrance-day
Donald Trump, Administration of Donald J. Trump, 2020 Statement on Armenian Remembrance Day, 24 April 2020 https://www.govinfo.gov/content/pkg/DCPD-202000290/pdf/DCPD-202000290.pdf
Joe Biden, Statement by President Joe Biden on Armenian Remembrance Day, 24 April 2024, https://bidenwhitehouse.archives.gov/briefing-room/statements-releases/2024/04/24/statement-by-president-joe-biden-on-armenian-remembrance-day-3/