
Bu yazımı kendisi ile yapılan bir röportajdan esinlendiğim için, rahmetli Sanatçımız Volkan Konak anısına yazıyorum.
Bencillik, çoğu zaman kişisel çıkarlarımızı ön planda tutmak sadece kendini düşünmek olarak tanımlanır. Ancak hayat, sadece kendimizi düşünerek yaşayabileceğimiz kadar basit ve kısa değildir.
Biz insanoğlu bir ekosistemin parçası olmakla birlikte ailemiz, dostlarımız, meslektaşlarımız ve hatta hiç tanımadığımız insanlar bile yaşamımızın bir noktasında bizi etkiler ya da bizden etkilenirler. Bu yüzden, hayata karşı bencil olmamak sadece bir erdem değil, aynı zamanda bir zorunluluktur.
Ancak bencilliği yalnızca kaba, açgözlü ya da duyarsız olmakla sınırlamak ta hata olur. Bazen farkında olmadan da bencil olabiliriz. Mesela, bir iş yerinde sadece kendi yükselişimizi düşünerek ekip çalışmasını göz ardı ettiğimizde, trafikte birkaç saniye kazanmak için yayalara yol vermediğimizde ya da sadece kendi mutluluğumuz uğruna başkalarının duygularını yok saydığımızda…
Bu saydıklarımın her biri küçük gibi görünen ama toplumsal hayatta büyük karşılıkları olan bencilliklerdir.
Maalesef ki buralarda kendimizi haklı çıkaracak birçok neden üretmekte biz insanoğlunun usta olduğu konulardandır.
Peki,
Hayata karşı bencil olmamak ne anlama gelir?
Bu, fedakâr olmak ya da sürekli kendimizi geri plana atmak anlamına mı gelir?
Kesinlikle hayır.
İnsan kendisini de önemsemeli, kendi haklarını da savunmalı. Ancak bunu yaparken başkalarının haklarını çiğnememeli.
Empati kurmalı, hep bana hep bana dememeli, çevresine etrafındaki tüm canlılara hatta dünyaya karşı duyarlı olmalı.
Bencil olmamak, bir tebessümü esirgememek, bir teşekkürün değerini bilmek, zor durumda olana el uzatmak, kısacası insan olmanın hakkını vermektir.
Çünkü dünya, yalnızca “ben” diyenlerin değil, “biz” diyebilenlerin omuzlarında yükselmektedir.
Ne dersiniz?
Volkan Konak’ ın dediği gibi,
Bugünden itibaren biraz daha az bencil olup hayata daha geniş bir pencereden bakmaya var mısınız?
Son söz,
Dünyaya el gibi çıplak geldik. El gibi çıplak gideceğiz.
Mal biriktirmenin, miras çoğaltmanın ve daha fazla para kazanma hırsının, insanın asıl yaşam gayesi olmadığını anlamak için hiç de geç değil.
Asıl önemli olan, insanın yaşamı boyunca çevresine ve diğer insanlara yaptığı katkılar, bıraktığı eserler, yazdığı şiirler, bazen bir kitap, bazen öğretici bir video veya güzel dokunuşlarla bıraktığı izlerdir değil mi?